İnandıklarımız; İnanç Kalıplarımız


Kendimiz ve hayat hakkındaki inançlarınız bizim gerçekliğimizi oluşturur. Aklımızda oluşturduğumuz her düşünce geleceğimizi yaratıyor. Her birimiz düşünce, duygu ve sözcüklerimizle kendi yaşam deneyimlerimizin yaratıcılarıyız.

Peki Nasıl deneyimleri yaratabiliyoruz?

Evrensel güç bizi kendi değerlerimize göre kabul eder ve inançlarımızı ayna gibi yaşımıza yansıtır. Bizi yargılamaz ve eleştirmez. Neyi düşünürsek o olmaya, onu yaşamamıza yardımcı olur.

Bizler manyetik enerjiden oluşan varlıklarız. Düşündüğümüz an, anında o düşünce hemen “Aura”olarak bilinen manyetik alanınızdaki yerini alır. Düşünceniz orada belli bir süre boyunca kaldığında genellikle dışarıya doğru yayılmaya başlar ve evren tarafından emilir. Çekim yasası gereği, yaydığımız frekanslar her neyse ona benzeyenleri çekeriz. "BENZER BENZERİ ÇEKER" ilkesi yani..

Eğer endişeli isek; korkuyu kendimize çekeriz,

Ama İyi niyetliysek şefkati, minnettar hisler içindeysek bolluğu kendimize çekeriz. Belki görünmüyor ama resimdeki gibi kocaman bir mıknatıs taşıyoruz aslında....

Düşündükçe hissederiz, Hissettikçe titreşiriz, Titreştikçe kendimize çekmeye başlarız .

Diğer bir değişle tam olarak ne yayıyorsak, kendimize de onu çekeriz.

İnanç kalıplarımı oluşturma yolculuğu şu şekillerde oluyor;

Henüz ufak bir çocuk iken; kendimiz ve yaşam hakkında NELER HİSSEDECEĞİMİZİ çevremizdeki yetişkinlerin tepkilerinden öğreniyoruz. Yaptığımız şeye kızarsa "yanlış" diye, severlerse "doğru" diye yerleştiriyoruz zihinlerimize ve tekrarladığımız zamanlarda gerçekleşen durumlara göre kendimize ya bazı sözler, yeminler veriyoruz yada bazı kesin kararlar alarak büyümeye devam ediyoruz.

Büyüdüğümüzde ise çocukluğumuzdaki yaşantımızın duygusal ortamını yeniden yaratma eğilimi gösteririz. Kişisel yaşamımızdaki ilişkileri, anne-baba ile kurduğumuz ilişkileri veya annemiz ile babamız arasındaki ilişkileri yeniden yaratma eğilimi gösteririz. Hem alışkanlıklar hem de bildiğimiz bir yaşam şekli olduğu için…Yani bir çeşit konfor alanı.

Bu yüzden annemize babamıza benzeyen eşler ediniyoruz.

Tabi madalyonun bir de arka yüzü var. Yani anne-babalarımızın bize gösterdiği davranışları kendimize gösteriyoruz. Yani onların bize büyünceye kadar söylediği sözcükleri kullanıyor yada cümleleri kuruyoruz. Kendimizi aynı şekilde suçluyor veya cezalandırıyoruz.

“HİÇ BİR ŞEYİ DOĞRU YAPAMIYORSUN!” veya “HEP SENİN HATAN!”

Yada “HARİKASIN! SENİ SEVİYORUM.”...

Tabii artık tüm bu yaşadıklarımız için bizi büyüten ve mutlu olmamız için her şeyi yapabilecek olan ebeveynlerimizi bu konuda yargılamıyoruz. Bu konu ile ilgili farkındalıklar oldukça arttı. Onlar da aynı kendi ebeveynlerinin onları nasıl yetiştirdikleri ile ilgili en iyi tatbikatı yaptıklarını düşünerek bizi yetiştirdiler.

Kim olduğumuzu veya olacağımızı oluşturan şey bizim inançlarımızdır. İnançlarımızı sorgulamalıyız.

En azından inançlarımızın şu andaki inançlarız mı yoksa küçükken annemizin yada babamızın sevgisini görebilmek için yaptığımız bir davranışın altındaki inançlarımız mı olup olmadığını soralım kendimize....

Eğer gerçekten inançlarınızı sorgulamaya hazırsanız, size daha kolaylık sağlayabilecek bir yol;

Örneğin; "Ben Yalnız ve sevgisiz bir kadınım-erkeğim" inanç kalıbı ile çalışalım..

1. Neden sağlıksız, mutsuz, fakir ,yalnız ,sevgisiz olacağıma inanıyorum?

2. Bu gerçekten doğru mu ? GERÇEKTEN?

3. Bu inanç benim için şimdi de geçerli mi ? (yoksa çocukluğuna ait bir inançmıydı? bittimi artık?)

4. Bu inanç nereden kaynaklanıyor ? Bana mı ait yoksa başkalarından mı edindim? (Annemin, babamın yada babaannemin olabilir mi?)

5. Hayatımda bu inancımı değiştirecek değişiklikler oldu mu ? Hiç mi bir arkadaşın olmadı? Sevgilin?

6. Bu inancı terk edersen benim için daha iyi olur mu?

Haydi konfor alanınızdan çıkın, Ataleti bir kenara bırakın ve inanç kalıplarınızı keşfedip yerine olumlularını koymak için kolları sıvayın.

Sevgi ile ışıldayın...

Gaye Döşer

Cosmic Healing Magister,

Terapist, Öğretmen


<