ARKASI YARIN; iliskilerinizi sifalandırın..


“Kaderimin ustası benim; Ruhumun kaptanıyım.”

-Ernest Henley

KENDİNİ SEVME VE KABUL ETME SANATI

Bu hafta gökyüzündeki ve aynası olan yeryüzündeki enerjileri değerlendirelim istedim. Yaşamımızı şekillendiren en önemli konuyu, ""İlişkilerimiz"in arasındaki en önemli kısmı; kendimizle olan ilişkilerimizi anlamak için aslında birkaç soru sormakla birçok bilgi edinebiliriz.

Kendimizi nasıl seviyoruz? Nasıl davranıyoruz?

Örneğin; incitmediğimiz ya da koklamaya bile kıyamadığımız varlıklara davrandığımız gibi mi?

Her şeyin en güzelini, en sağlıklısını, en dayanıklısını ve tazesini mi layık görüyoruz? Fiziksel beden egzersizleri yapıp bedenimizi rahatlatıyor muyuz? Ruhumuzu beslemek için yapılan uygulamalara zaman ayırıyor muyuz?

Ya eğlence? Haftada kaç kez içten geldiğince yüksek sesle kahkaha atıyorsunuz? Şarkı söylüyor musunuz? Stres seviyeniz arttıkça kendinizi rahatlatmak için neler yapıyorsunuz? Ya da bunun için hala bir hareket planınız yok mu?

Kalbinizde büyüyen keskin duyguları size zarar verecek boyuta geldiğinde çözmek için ne yapıyorsunuz? İç sesinize ne kadar güveniyor ve iç sesinizi dinleyip yaşamınızda bilgileri kullanıyor musunuz?

Kendimize olan muhabbetimiz işte bu soruların cevaplarında gizli. Kendimizi sevmek biraz sevip biraz da sevmeyebileceğimiz bir ilişki türü değil!

Ya her yönüyle kabul eder, severiz ya da kabul edemediğimiz yönlerimiz (ve bunun getirdiği zor duygusal ve ruhsal bozukluklarla hep mücadele ederiz) vardır sadece uygun gördüğümüz yanlarımızı severiz…

Arkası yarın olarak hazırladığım bu dizide parayla, aileyle, dostlar, eş-evlilik, Duygular(ölüm), mesleğimizle, yönetici veya çalışanlarımızla nasıl ilişki içindeyiz; onları da masaya yatıracağız….

Ama ilk önce tüm bu konulara girmeden kendimizle olan ilişkimizi ve sevgimizi değerlendirip bu konuda farkındalığa ulaşmakta yarar var diye düşünüyorum.

Toplumda kendine yatırım yapma (ruhsal ve yapısal düzlemde de), sevme, iyi davranma, değer verme konuları bugüne dek bencillik olarak değerlendirildi.

“Hep kendini mi düşünüyorsun?” 😊

Kendini düşünmeyen, başkaları için bir şey yapabilir mi?

Kendine hayrı dokunmayanın; başkalarına bir faydası olabilir mi?

Kendini sevmeyen, başkalarını sevebilir mi?

İlk olarak “Sevgi” kelimesine bir bakalım…

Ne demek sevgi? Bunun karşılığını tam olarak verebiliyor muyuz dersiniz?

Gerçek sevgi; Kendinizi sevmek ve ihtiyaçlarınızı onurlandırmak ile mümkün olabilir. Tüm yaşadığınız iniş ya da çıkış gösteren duygu ve hallerin hayatın içinde yaşanılabilir olduklarını kabul etmek demektir. Neye ağladığınızı bildiğiniz gibi neye güleceğiniz de bilmektir.

Kendimiz sevmekten söz ederken; Öz-sevgi ve Öz-saygı beslemek, kendi derinliklerinde rahatça gezinebilmek ve derin bir içsel barış inşa edebilmek, kendimize karşı sıcacık ve büyük bir gülümsemeyle toleranslı olabilmek, yargılamaktan uzak durarak kendimize nazik davranmak konularını da düşünmek bize sayısız yollar açacaktır.

Buna Yaradan gözüyle sevgi anlayışı da diyebilirsiniz. Tanrı bizleri o kadar çok sever ki; ruhlarımıza kendi Ruhundan bir parça üflemiştir. Şu ana dek yazılan çizilen yasak veya “Günah” diye adlandırılan her şey, aslında Beden, Zihin ve Ruhumuza verdiği zararlardan dolayı ve Dünya Okulundaki maceraların, deneyimlerin sonucunu yani idrak ve Tekamülünü etkileyeceği için bu şekilde gösterilmiştir.

İnsanoğluna hiçbir zarar gelmesin; Tekamülüne ve kader yoluna engel olmasın diye kısacası….Biz de kendimizi Allah’ın bizi sevdiği gibi sevebilecek miyiz?

Peki nerden başlayalım? Bu bağlamda acizane birkaç önerim olabilir.

1. Artık hayatınızda öylece durup, başkalarının sizi onaylamasını, onore etmesini, methetmesini beklemeyin. Kendinizi her haliyle kabul etmeye çalışın. Bunun için destek almak isterseniz Pembe KUNZİT taşından yardım alabilirsiniz. (Aşağıdaki meditasyonu uygulayabilirsiniz.)